Salı, 21 Temmuz 2026
Piyasalar
Canlı
Son Dakika

O BİR İDEALİST

Sevgili Okurlarımız, Bu sayımızda Eğitim alanında Ordu'da büyük başarılara imza atan ve hırsı, enerjisi, dinamizmi ile herkesin taktirini toplayan gerçek bir idealist Hasan Şahin'e yer verdik. Onu tanıyan herkes öğrencilerle kurduğu diyaloğa hayran kalıyor. Öğretmen arkadaşlarıysa onunla çalışmak büyük bir keyif ve ayrıcalık diyorlar. Şimdi sizlere Hasan Şahin'in bu güne kadar hayatındaki bilinmeyen yönleri ile ilgili yaptığımız röportajı aktarıyoruz. İşte bilinmeyen yönleriyle Hasan Şahin...

13 Aralık 2019, 13:47 5,275 görüntülenme 10 dk okuma
|
Paylaş:
Tepki:

    - Hasan Şahin kimdir, nerede doğdu, hangi okullarda okudu?

        Orduluyum, Ordu’nun Zafer köyündenim. Biben köyü diye de bilinir. İlkokul ve ortaokulu Zafer köyünde okudum. Liseyi de Ordu Lisesinde okudum. Ordu lisesini bitirdikten sonra 2 sene açıkta kaldım. Üniversiteye hemen gidemedim.


    - Üniversiteye neden gidemediniz?
        Üniversiteye gidemememin temel sebebi ekonomik sıkıntılardı. Aslında Giresun Üniversitesi Sınıf Öğretmenliğini kazanmıştım. Sınıf öğretmenliği iki yıllıktı o dönemlerde. İkili sınav sistemindeki ilk sınavla alıyordu. Ekonomik nedenlerden dolayı gidemedim.
    Ben Yenimahalle’de bir gecekonduda büyüdüm. Babam el arabacılığı yapıyordu. Biz yedi kardeşiz. Yedi çocuğu olan bir adamın çocuklarına ne verebileceğini düşünecek olursak imkânlarımız kısıtlıydı. Üniversiteye gidemediğim iki yıl boyunca bir süre Ordu’da bir süre İstanbul’da yaşadım. Ordu’da o süre içerisinde ne iş bulduysam çalıştım. Simit, balık, hamsi sattım; inşaatta çalıştım. Ordu’da simit satmadığım tek sokak yoktu. İnşaatta kum taşıdım, tuğla taşıdım. Aklınıza ne gelirse yaptım. O arada sıva ustası oldum. Hatta yıllar sonra Ordu’ya ilk geldiğimde Kanal 52’de bir program yapıyordum. Beni inşaatçı olarak bilenler,  kanalda görüp benzettiğini zannedenler arayıp “ Sen hasan Usta değil misin?” diye soruyorlardı. Ordu’da çok yaşadım bu durumu. İki sene sonra tekrar sınava girmeye karar verdim. İyi bir netle iyi bir sıralamayla Trabzon Karadeniz Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nü kazandım. 


    - Ordu’ya yakın olduğu için mi ilk tercihiniz oldu?
        Aslında ben Ankara Hukuk Fakültesine de girebiliyordum aldığım puanımla. Tercihlerime yazmamıştım çünkü Ankara uzaktı. Zaten okuyamazdım, burs çıkmıyormuş. Eğitim yazdığım için burs çıkmış. Ben farkında olmada hayatımın mesleğini ilk tercihime yazmışım. Ondan sonra dört elle sarıldım. Sıradan bir Psikolojik Danışman olmak istemedim. Farklılığım olsun istedim hayatın tüm aşamalarını görmüş birisi olarak. Ben hayatımda zeytini ilk kez lise ikinci sınıfta okurken yedim. Ablamla bir tabak makarna için kavga ettiğimi hatırlıyorum. Unutmadım o günlerimi. Fakirliğe savaş açtım. Fakirliğin cehenneminden geliyorum gerçekten ben.


    “FAKİRLİĞİN CEHENNEMİNDEN GELEN BAŞARI HİKÂYESİ”

        Üniversitede çok çalıştım. Mesleğimle ilgili araştırmalar yaptım. Psikoloji nedir? İnsanla ilgili bir konu olduğu için o arada Kur’an-ı Kerim’i çok iyi anlamaya çalıştım. Peygamberler tarihini çok derin araştırdım. Fark ettiğim şu oldu: İslam dini ve psikoloji biliminin çok ortak noktası var. Bunu fark edince anlamak da ve tanımlamak da kolay oldu ve dolayısıyla başarılı bir üniversite dönemi geçirdim.
        Milli Eğitimi hiç düşünmedim. Milli Eğitime gidip sabit bir maaşla devam etmek, aylarca kira ödemek, kredi ödemek istemedim. Ben KPSS’nin olmadığı dönemden geliyorum. Özel sektörü tercih ettim. Özel sektörü de ekonomik sebeplerden dolayı tercih ettim. Çünkü daha kolay para kazanmam gerekiyordu. Üniversite okurken evliydim ve üniversite bitirdiğimde de iki çocuğum vardı. Üniversitenin yaz dönemlerinde de inşaatlarda çalışmaya devam ettim, bırakmadım. Üniversiteyi üçüncülükle bitirdim. Çok okurdum. Sadece kendi bölümümle ilgili değil, her türlü kitabı okurdum, okumadığım kitap yoktu.
    Siyasi bir görüşüm yok benim. Hiçbir partiyi tutmuyorum. Bunun bana katkısı olduğunu, çeşitlenmemi, renklenmemi, herkesin fikrini anlamamı, her kitleye hitap etmemi sağladığını düşünüyorum. Her kitleden çok güzel arkadaşlarım oldu ve hâlâ görüştüğüm arkadaşlarım var. Üniversiteden sonra Bursa’da, Ankara’da, İstanbul’da ve Antalya’da özel okullar, özel kolejler, kurslarda çalıştım. Gazetelerde köşe yazarlığı yaptım. Ankara’da psikoloji, sosyoloji, mantık, felsefe kitapları yazdım. Sürekli eğitimle ilgili yazdım. Bütün Milli Eğitim Bakanlarını takip ettim. Eğitim noktasında insanların bana soracağı ve cevap veremeyeceğim tek soru olamaz. Gazetelerde köşe yazarlığı yaptım. Ankara’da psikoloji, sosyoloji, mantık, felsefe kitapları yazdım. Sürekli eğitimle ilgili yazdım. Bütün Milli Eğitim Bakanlarını takip ettim. Eğitim noktasında insanların bana soracağı ve cevap veremeyeceğim tek soru olamaz.


    - Eşinizle ne zaman tanıştınız?
        Üniversite okuyordum. Birinci sınıfın yaz tatiliydi. Ablam bana bir kızdan bahsediyor ve ısrarla tanışmamı istiyordu. Sürekli karşı çıkıyor, düşünmediğimi söylüyordum. Tamamen mesleğime odaklanmak, kariyer yapmak istiyordum. Ablamdan kurtulmanın da başka yolu yoktu. Görücü usulü tanıştık ama ilk görüşte âşık oldum. Eşimle hemen evlendik. Ben eşim gibi bir insanla daha önce hiç karşılaşmamıştım. Bir insan bu kadar muhteşem olamazdı. Adı Leyla’ydı. Çok mutluyduk, çok güzel evliliğim oldu. Eşimi üçüncü kızım altı aylıkken beyin kanamasından kaybettim. Antalya’da yaşarken oldu. Âşık olduğum, çok sevdiğim kadını kaybettim. Sonra bir evlilik daha yaptım. İkinci evliliğimden bir kızım daha dünyaya geldi. Ama olmadı,  ayrıldım ve devam ettim hayatıma.

    -Orduya geliş maceran nasıl oldu?
    Ordu’ya gelişim eşimi kaybettikten sonra Manavgat’tan oldu. Ondan önce gelmeyi hiç düşünmemiştim. Seçkin Kadro Dershanesi ile görüştük. Benden CV istediler. CV yazmak için iki tane A4 kağıt istedim. Biri doldu ikinciyi de doldururken tamam hocam yeter dediler.


    - Siz öğretmenlerinizden cv istiyor musunuz ?
        Biz öğretmenlerimizden CV istiyoruz. Genel olarak referanslarını daha çok dikkate alıyoruz.
    Ben de 2003 – 2004 senesinde CV verdikten sonra çalışmaya başladım. Birkaç yıl rehber öğretmen olarak çalıştım. Ama tarzım fark yarattı. Öğrenciyi koruyan ve kollayan bir kişiyimdir. Ben ailenin yükünü kendim alıyorum, aileyi karıştırmıyorum. Çocuğun sorumluluğunu tamamen kendim aldım ve kendim ilgilendim. Her şeyin kontrolünü ben sağladım. Seçkin Kadroda ilk seminerimi verdim herkes şoka girdi ve benden beklemiyorlardı. Ordu AKM’de ve tiyatro salonunda çok seminerim oldu. Ben orda “Bir Ordulunun okumaktan başka çaresi yok.” diye başladım. Ben okumasaydım köyde ocak dibi alıyordum ya da dal kesiyordum, inşaatta çalışıyordum. Ordulunun okumaktan başka çaresi yok sloganıyla seminerlere devam ederken bana teklifler gelmeye başladı, çok teklif geldi.



    -Tekliflerden sonra ne oldu?
    Seçkin Kadrodan teklifler geldi. Cahit Hoca, Mehmet Hoca kurumda kalmak için ortak olmak istemez misin? diye sordular. Ben de kabul ettim, hikâye orada başladı. Muhteşem insanlarla Kenan Çakmak, Musa İşleyen, Özkan Yaycı, Hüseyin Güdük Ordu’da eğitime hayatını feda etmiş insanlarla, efsanelerle çalıştım. 2015’te dershanelerin bir yıl kapanma süreci oldu. Daha sonra Seçkin Özel Eğitim Kursunu ve bu kursun tüm yükümlülüklerini yerine getirerek yasal ne varsa yaparak dört dörtlük başladık. İnsanlar bize inandı, güvendi eylül ayının ilk haftası kontenjanımız doldu. İlk yıl öyle geçti. Uygun binalar bulduk eğitime hazır hale getirdik. İki yılda önlem aldık ve Eylül’ün 20’sinde tıklım tıklım dolduk.
       Hiçbir velimi kırmadım, kurumumda çalışan hiçbir arkadaşım ne öğrenciyi ne de velimi kıramaz. Ben burada patron değilim, burada patron veliler. Onlar buraya çocuklarını yollamazsa ne yapabilirim ki ben. Dediğim gibi ne ödeme noktasında ne de diğer konularda hiçbir velimi ve öğrencimi kırmadım. Bizim kursumuzda ve okulumuzda hiçbir ticari koku alamazsınız. Burada önemli olan eğitim.
     
     
    - Kolej fikri nasıl oluştu?
       Şubat ayında karar verdik. Ve martta temeli attık. Bu inşaatın hepsini şahsen takip ettim ve her firmayla tek tek ilgilendim. Ustalarla birlikte çalıştık. Aynı anda 250 usta yetiştirmek için çalıştı. Her firmayla tek tek anlaştım ve hepsinden Allah razı olsun, çok çalıştılar. Erdem Gündoğdu bitirmek için deli gibi mücadele etti. Çelebi İnşaat Seracettin Bey kendiişleri gibi çalıştılar. Onlar da öğretmenlerim gibi sahiplendiler. Herkes böyle düşündüğü için bu okul altı ayda bitti ve hazır oldu. Mart ayından itibaren zümre başkanlarından oluşan bir komisyon oluşturduk. Her hafta bu komisyonla toplantılar yaptık. Okulda tasarım renk her şey tamamen bu komisyonda belirlendi. Fark yaratmak istedik, kendimize özgü yani biz olalım istedik.

    -Logo nasıl oluştu?
        Öğrencilerimizden, öğretmenlerimizden bu konuda fikir aldık. Kıymet adlı bir öğrencimiz elmas fikriyle geldi. Biz de her öğrencimizin bizim için elmas değerinde olduğunu, onları işleyip birer pırlantaya dönüştürdüğümüzü söyledik ve kabul ettik. Logomuz böyle oluştu.

    -Özel okullarda ödenen kitap servis ücretleri nelerdir?
       Özel okullarda bu durumları fırsata dönüştürüp velilerden yüksek ücretler isteyen kurumlar var. Ben hiçbir zaman böyle bir anlayış içerisinde olmadım. Ben hiçbir velimi mağdur etmedim, dar bütçeli velim bile bizim kurumumuzda çocuğunu okutabiliyor. Biz ilde herkese hitap ettik. Başarı bursumuz dışında ekonomik durumu dar olan ailelerimize burslarımız var. Yemek, servis, kıyafet ve bütün kitapların ücretini tek bütçe içerisinde topladım. Hiçbir velim fark ve ekstra ücret ödemez. Bende tam burslu okuyan öğrencim hiçbir şeye para ödemez. Başka okul eğitimi burslu yapıyorsa yemek, servis, kıyafet ücreti talep eder.

    -Kaliteyi nasıl koruyorsunuz?
        Ben velimle her şeyi konuşuyorum. Sürprizlerimiz yok, her şey net. Bana bütün velilerim siz daha önce açılsaydınız keşke diyor. Çünkü kalitemizi bizzat gördüler ve hepsi memnun. Eğitim bana yeter önce eğitim. 144 tane fen lisesi öğrencim var. Biz hiçbir zaman not satmadık. Bizim amacımız bu binayı doldurmak değil, mezun olan öğrencilerimizin iyi bir üniversiteye gitmesi. Biz başarı odaklıyız, eğitim ve skor odaklıyız. Başarımızı sınavlara yansıtamadıktan sonra bunun bir anlamı yok. Öğretmenlerimiz sınav hazırlığını çok iyi biliyor. Öğrenciler anlamadığı konuyu anlayana kadar özel derslerle tekrar dinlerler. Biz insanların kafasındaki özel okul korkusunu kırmayı hedefliyoruz.

    -Ortaokul açmayı düşünüyor musunuz?
        Bir sene sonra için planlamalarını yapıyorum. Ortaokulumuzu da açacağız.

    -Okulun içinde neler var?
        Akademik başarı bizim vazgeçilmezimizdir. Bizim okulumuzda bilişim ve tasarım laboratuvarı var. Müzik yapıyoruz, dans ve halkoyunları öğrencilerimizle bir ekip kurup çalışıyoruz. Futbol takımımızı kurduk ayıca basket ve voleybol takımımız var. Geziye ilgisi olan, resim yeteneği olan öğrencilerimiz ve etkinliklerimiz var. Bu alanlarda ilgisi olan öğrencilerimizle derslerimiz dışında çalışıyoruz. Bizde bir öğrenci birden çok etkinliğe katılamaz. O zaman çocuğun eğitim hayatı yok oluyor, biz onu yapmıyoruz. 540 öğrencimizin yeteneği olduğu alanda ilerlemesini istiyoruz. Birçok alanda değil, tek alanda ilerlemelerini…
    Bizim ilk rotamız eğitim ve başarı aynı zamanda da bu hayata sosyal ve kültürel anlamda etkinlikleri olan gençler kazandırmak. Öğrencilerimize yardımlaşmayı ve paylaşmayı öğretiyoruz.
    Bence ailenin çocuk üzerindeki etkisini konuşmak gerek. Velilere tavsiyem çocuğuyla rekabet içinde olmamaları, yargılama içerisinde olmamalı. Aileler çocuklarını her açıdan kabul etmeli. Onları olduğu gibi kabul etmeli. Buradan başlıyor her şey buna dikkat edilmeli. Çocuklarımız bize emanet buradan bakmalılar.


     

    O

    Bu yazarın diğer haberlerini görüntüleyin.

    Yorumlar

    0

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

    Yorum Yap

    Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.

    E-Bültenimize Abone Olun
    Güncel haberleri doğrudan e-postanıza alın, hiçbirini kaçırmayın.

    Haberleri kaydet ve yorumlarını takip et


    veya

    Hesabın yok mu?

    Zaten hesabın var mı?